Miras hukuku veya gayrimenkul ortaklıklarında en sık karşılaşılan, aile bireylerini veya iş ortaklarını karşı karşıya getiren süreçlerin başında İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) davaları gelmektedir. Bir taşınmazın veya taşınır malın birden fazla sahibi olduğunda, bu mülkiyetin yönetimi zamanla karmaşık bir hal alabilir. Hissedarlar arasında malın kullanımı, kiraya verilmesi veya satılması konusunda fikir ayrılıkları yaşanması oldukça doğal bir durumdur.
Hukuk sistemimiz, kural olarak hiç kimseyi anlaşamadığı bir ortaklığı sürdürmeye zorlamaz. İşte bu noktada, paydaşların kendi aralarında anlaşarak malı paylaşamadığı durumlarda mahkeme devreye girer. Paylı mülkiyetin veya elbirliği mülkiyetinin, mahkeme kararı ve satış suretiyle sona erdirilmesi işlemine ortaklığın giderilmesi denir.
Bu dava, sadece bir mal paylaşımı değil, aynı zamanda mülkiyet hakkının bireyselleştirilmesi sürecidir. Özellikle miras kalan ev, arsa veya tarlalarda; varislerin çokluğu ve iletişim kopuklukları, rızai taksimi (anlaşmalı paylaşımı) imkânsız hale getirebilir.
Bu rehberde; davanın nasıl açılacağından satış aşamasına, hisse değerlemesinden paranın tahsilatına kadar tüm dava sürecini adım adım inceleyeceğiz. Amacımız, hukuki terimlere boğulmadan, haklarınızı en net şekilde anlayabileceğiniz bir yol haritası sunmaktır.
İzale-i Şuyu Nedir? Dava Nasıl ve Nerede Açılır?
Türk Medeni Kanunu’na göre, bir mal üzerinde birden fazla kişinin hakkı varsa, bu ortaklığın bitirilmesini talep etmek her paydaşın yasal hakkıdır. Ortaklığın giderilmesi davası, paydaşlardan birinin veya birkaçının talebi üzerine açılır. Sonuç olarak mal ya aynen taksim edilerek (fiziken bölünerek) ya da satılarak bedelinin paylaştırılması yoluna gidilir.
Davanın açılabilmesi için öncelikle tarafların kimler olduğunun netleşmesi gerekir. Miras davalarında veraset ilamı (mirasçılık belgesi) alınmalı, tapu kayıtları incelenmeli ve tüm paydaşlar eksiksiz olarak dosyaya eklenmelidir. Davada taraflardan biri dahi eksik bırakılırsa mahkeme davayı göremez ve taraf teşkili sağlanana kadar bekler. Bu durum, davanın uzamasındaki en temel sebeplerden biridir.
Önemli Not: 5 Nisan 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme ile 1 Eylül 2023 itibarıyla ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk süreci dava şartı haline gelmiştir. Yani, mahkemeye gitmeden önce tarafların bir arabulucu huzurunda anlaşmayı denemeleri zorunludur. Eğer arabulucuda uzlaşı sağlanamazsa, düzenlenen “anlaşamama tutanağı” ile dava açılabilir.

İzale Ne Demek? Hangi Mahkemeye Başvurulur?
Hukuk terminolojisinde sıkça duyduğumuz “İzale ne demek?” sorusunun cevabı kelime kökeninde gizlidir. Arapça kökenli olan “izale”; giderme veya yok etme, “şuyu” ise; ortaklık veya yayılma demektir. Birleştirildiğinde “ortaklığın giderilmesi” anlamını taşır.
Bu davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemedir. Örneğin; hissedarı olduğunuz arsa İzmir’in Konak ilçesinde ise, siz İstanbul’da yaşıyor olsanız bile davayı Konak Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açmanız gerekir. Yetki kuralı gayrimenkullerde kesindir ve değiştirilemez.
Süreç teknik olarak şu şekilde işler:
- Davacı vekili dilekçeyi hazırlar.
- Zorunlu arabuluculuk aşaması tamamlanır.
- Dava, yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır.
- Mahkeme tensip zaptı düzenler ve taraflara tebligat çıkarır.
Dava Ne Kadar Sürer? (Süreç İşleyişi)
Vatandaşların en çok merak ettiği, ancak avukatların en zor yanıt verdiği soru “İzale-i şuyu davası ne kadar sürer?” sorusudur. Çünkü her dosyanın kaderi, tarafların tutumuna göre değişir.
Standart bir ortaklığın giderilmesi davası, tebligatların sorunsuz yapılması halinde 12 ila 18 ay arasında sonuçlanır. Ancak; mirasçılardan birinin yurt dışında olması, adresinin bulunamaması veya davaya sürekli itiraz edilmesi süreyi uzatır. Dava karara bağlansa bile, dosyanın satış memurluğuna intikal etmesi ve satışın gerçekleşmesi ile süreç devam eder.
Özellikle tapuda kayıtlı olmayan “muhdesat” (arazi üzerindeki yapı veya ağaçlar) iddiaları varsa, bu durum için Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ayrı bir “muhdesatın aidiyetinin tespiti” davası açılması gerekir. Bu yan dava sonuçlanmadan, İzale-i Şuyu davası bitmez ve bekletici mesele yapılır. Bu da süreci 2-3 yıla kadar yayabilir.
Davayı Engelleme ve Hissedar Hakları
Ortaklığın giderilmesi davası, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için, diğer hissedarların “Ben ortaklığın bitmesini istemiyorum” diyerek davayı tamamen reddettirme şansı kural olarak yoktur. Ancak bazı istisnai durumlar ve savunma mekanizmaları ile süreci ertelemek mümkündür.
- İdame-i Şuyu Sözleşmesi: Eğer paydaşlar daha önce tapuya şerh vererek ortaklığı belirli bir süre devam ettirme kararı almışlarsa, bu süre dolmadan dava açılamaz.
- Uygun Olmayan Zaman Savunması: Medeni Kanun’a göre, paylaşım talebi dürüstlük kuralına aykırı olmamalıdır. Örneğin, taşınmazın değerinin geçici olarak çok düştüğü bir kriz anında veya hasat mevsiminin hemen öncesinde satış istemek, diğer paydaşları zarara uğratabilir. Mahkeme, satışın uygun olmayan bir zaman diliminde talep edildiğine kanaat getirirse davayı erteleyebilir.
Hissemi Satmak İstemiyorum, Ne Yapabilirim?
Birçok müvekkilimiz, mahkeme tebligatını aldığında panikleyerek “Hissemi satmak istemiyorum” talebiyle gelir. Hukuken öncelik her zaman “aynen taksim”, yani malın fiziksel olarak bölünmesidir.
Eğer dava konusu taşınmaz, imar mevzuatına göre bölünebilir nitelikteyse (örneğin büyük bir tarla 3-4 ayrı parsele ayrılabiliyorsa), hakim satışı değil, paylaşımı tercih eder. Bu durumda hissenizi satmak zorunda kalmazsınız, sadece sınırları çizilmiş müstakil bir tapuya sahip olursunuz.
Ancak bir daire, dükkan veya bölünemez büyüklükteki bir arsa söz konusuysa, aynen taksim mümkün olmaz ve malın satışa çıkarılması kaçınılmaz hale gelir. Burada yapabileceğiniz en stratejik hamle, satış ihalesine girerek mülkün tamamını satın almaktır. Böylece mülk aile içinde kalmış olur.
Satışta Hissedarın Alış Önceliği Var mı?
Halk arasında “Hissedarın önceliği vardır, dışarıdan kimse alamaz” şeklinde yaygın ancak yanlış bir inanış bulunmaktadır.
İzale-i şuyu davalarında satış, kural olarak herkese açık artırma yoluyla gerçekleştirilir ve paydaşlara tanınmış bir önalım hakkı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, tüm paydaşların açık ve tereddütsüz muvafakati hâlinde, mahkemece satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılmasına karar verilmesi mümkündür; ancak bu durum yasal bir zorunluluk değil, uygulamada kabul edilen istisnai bir usuldür.
Bununla birlikte hissedarların çok ciddi avantajları vardır:
- Teminat Muafiyeti: Dışarıdan giren alıcı %10 teminat yatırmak zorundayken, hissesi bu oranı karşılayan paydaş teminat yatırmaz.
- Mahsup Hakkı: İhaleyi kazanan hissedar, ödemeyi yaparken kendi hissesine düşen payı ödemez, sadece diğer hissedarların payını öder.
Bu avantajlar, satış sürecinde davaya devam eden ve mülkü elinde tutmak isteyen hissedarlar için büyük bir finansal kolaylık sağlar.

Satış Prosedürü, Değer Tespiti ve Ödeme
Mahkeme “ortaklığın satış yoluyla giderilmesine” karar verdiğinde, dosya mahkeme kaleminden Satış Memurluğu’na devredilir. Buradan sonra yargılama değil, satış işlemi prosedürleri başlar. Günümüzde bu işlemler UYAP e-Satış portalı üzerinden tamamen elektronik ortamda yürütülmektedir.
Satış memuru, bilirkişi raporunu baz alarak bir satış şartnamesi hazırlar. İhale, muhammen bedelin %50’sinden başlar. Yani 1 milyon TL değer biçilen bir ev, 500 bin TL açılış fiyatıyla ihaleye çıkar.
Evin veya Arsanın Değeri Nasıl Belirlenir?
Adaletin sağlanması için en kritik aşama değer tespitidir. Mahkeme, alanında uzman (inşaat mühendisi, ziraat mühendisi, emlak uzmanı vb.) bilirkişileri görevlendirir.
Bilirkişiler taşınmazın başına giderek kıymet takdirinde bulunurlar. Bu süreçte şu kriterler incelenir:
- Taşınmazın Konumu: Caddeye cephesi, köşe başı olması, manzarası.
- İmar Durumu: Kat karşılığı verilip verilemeyeceği, emsal (KAKS) oranı.
- Yapının Özellikleri: Binanın yaşı, asansör durumu, iç yapısı.
- Çevresel Faktörler: Metroya, okula, hastaneye yakınlığı.
Bilirkişi heyeti, çevredeki emsal satışları da dikkate alarak bir rapor hazırlar. Tarafların bu rapora itiraz hakkı saklıdır.
Satış Sonrası Para Ne Zaman Hesaba Yatar?
İhale tamamlandıktan sonra, mülkü alan kişi ihale bedelini (KDV ve damga vergisi hariç) 10 gün içinde dosyaya yatırmak zorundadır. Peki, satış sonrası para ne zaman ödenir?
Para dosyaya yatar yatmaz hemen dağıtılmaz. Öncelikle ihalenin feshi davası açılması için gereken 7 günlük sürenin dolması ve ihalenin kesinleşmesi beklenir.
İhale kesinleştikten sonra satış memuru; tellalliye harcı, cezaevi harcı ve tapu satım harçlarını satış bedelinden düşer. Geriye kalan net tutar, veraset ilamındaki veya tapudaki hisse oranlarına göre hesaplanarak pay sahiplerine dağıtılır.
Tüm bu süreç, ihale tarihinden itibaren ortalama 20-30 gün sürer. Ancak ihalenin feshi davası açılırsa, paranın ödenmesi aylar sürebilir.
Bu tür bir davanın hukuki bir dayanağı olmaksızın, sırf süreci uzatmak veya satış bedelini geciktirmek amacıyla açılması durumunda ise, davayı açan kişi ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına, ayrıca yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücretine mahkûm edilir. Bu nedenle ihalenin feshi yoluna ancak gerçekten hukuka aykırılık varsa başvurulması gerekir.
Özetle; ortaklığın giderilmesi davaları teknik detayları fazla olan, hem hukuk hem de matematik bilgisi gerektiren süreçlerdir. Hak kaybına uğramamak ve mülkünüzün gerçek değerinde satılmasını sağlamak için süreci bir uzmanla yönetmek her zaman en sağlıklı yoldur.
Kaynak:
- https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf



