Adaletin Bu mu Türkiye?

Yıllardır hukukun içerisindeyim. Ancak hukukun içerisinde olmama karşın hiçbir zaman bir hakime veya savcıya giderek “öbür işlerini bir kenara bırak öncelikle benim işlerimi ele al da öbürlerini sonraya bırak” talebinde bulunmadım. Ancak öyle işler vardır ki, insanların can, mal, huzur haklarının bir an önce mahkeme ya da savcılık makamlarınca hızlıca ele alınıp kararlarını vermesi gerekmektedir. Peki, ülkemizdeki hakimler ve savcılar, istisnalar haricinde, bunu ne derece hızlı yerine getirebiliyor ? Bilindiği üzere, ülkemizde hakimlerin ve savcıların çok büyük iş yükü bulunmaktadır. Bu iş yükünü ileri sürerek bir hakimin-savcının insanların can, mal, huzur hakları ile ilgili kararlarını geciktirme hakları var mıdır ? Bunun cevabı çok basit olmakla birlikte, hiçbir surette yoktur. Zira 6284 s. Kadının ve Erkeğin Korunma Hakkı ile ilgili Kanun çıkmadan önce bir kadına ya da bir erkeğe saldırı yapılma ihtimaline binaen, savcılıktan veya mahkemeden böyle bir karar istenildiği zaman, istisnalar haricinde çıkması mümkün değildi. Hatta, Kartal’da kocası tarafından sürekli tehdit edilen bir kadın ile ilgili 1994 yılında savcılığa korunma talebinde bulunduğum zaman, savcılık bu talebimi “henüz bir saldırı gerçekleşmediği” savıyla reddetmiş, akabinde kadının kocası, müvekkilim kadını öldürmeye teşebbüs etmiş ve bunu başaramayınca, elindeki şişeden kadına kezzap fırlatmış, kadının yüzünde ciddi hasar bıraktığı gibi tek gözünün kör olmasına sebebiyet vermiştir. Yapılan yargılama sonucunda adam yakalanamamış, 1999 yılında Rahşan Affı diye bilinen aftan faydalanarak 1 gün dahi cezasını çekmeden bu işten kurtulmuştur. Ayrıca kadının o dönemde boşanma davalarında Asliye Hukuk Mahkemelerinde bakılmış (o dönemde Aile Mahkemeleri henüz kurulmamıştı) uzun bir yargılanma sürecinde, adama da tebligat yapılamadığından dolayı İlanen tebligatlar yoluyla boşanabilmişti. Daha sonra 6284 s. Yasanın çıkmasıyla beraber Aile Mahkemeleri, Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri korunma kararlarına yasanın lafzında belirtildiği üzere, hemen verilmek zorunda olduğundan ötürü, bununla ilgili pek bir problem kalmamıştır.

Başka mahkemelerde aynı zamanda bazı hallerde Aile Mahkemelerinde sorunlar devam ediyor mu ? Sorunlar her geçen gün artarak devam ediyor. Biz hakim ve savcılara “çay kahve içmeyin, yemek yemeyin, mahkemelerde yatıp kalkın” demiyoruz. İnsanların taleplerinin ve özellikle tedbir taleplerinin, malı mülkü ile ilgili taleplerinin bir an önce karara bağlanması, tedbir verilmesi durumlarından bahsediyoruz (yargılamaya tabi kararlar haricinde). O kadar çok müvekkili bu kararların zamanında verilmemesinden dolayı mağdur duruma düşürdüler ki can, mal, huzur hakları tamamen ortadan kalkıyor. Bir karar olumlu ya da olumsuz basit bir incelemeyle sonuca gidilebilecekken, hakim veya savcı tarafından bu yerine getirilemiyor. Öyle ki ceza mahkemelerinde kanunilik ilkesi olmasına rağmen, T.C.K.’a göre bir hakim veya savcının karar vermesi gerekirken, bunu haftalarca önünde tutup, karar vermiyor. Burada olan insanımıza oluyor. Yargıya güvensizlik hat safhadayken belli süreden sonra kimse artık mahkemeden bir şey talep etmek istemiyor.

İ.İ.K. İcra dairesindeki müdür ve müdür yardımcısına, talebiniz ihtiyadi haciz değilse, normal bir başvuruya 3 gün içinde karar verir, diyor. Yani ssiz bir talepte bulunacaksınız, 72 saat sonra icra dairesi sorumlusu kararını bildirecek. Bu sizlere göre mantıklıysa, benim diyecek hiçbir şeyim yok.

Yargılama içinde o kadar büyük sıkıntılar devam ediyor ki, Ulu Önder Atatürk “Adalet Mülkün Temelidir” vecizesini kullandıktan sonra köprünün altından çok sular aktı geçti. İyiye gidiyor muyuz ? Hayır.